birinci öğüt - kendinden çık yola:
ne zaman kaybolsan, ayağın takılıp düşsen, canın yansa, merkezini yeniden bulmak için dönüp durdun. çaba sarf ettin. yoruldun. oysa kendinden çıkarsan yola, merkezin hep kendin olduğunu bilir, bu bilinçle hareket edersin.
ne zaman kırsan birini, üzsen, sana yakışır olmayan davranışlar sergilesen en çok senin canın yandı. kayboldun. merkezini yeniden bulmak için dönüp durdun. ilişkilerinde de kendinden çık yola. ilişkiler içindeki yakışırını bul. kendinden bildiğin hallere hoşgörüyle yaklaş, merhametli ol.
kendinden yola çıkmak bir enstrümanı akord etmeye benzer. çalmadan önce akord edersin ve böylece müziğin ahengi dinleyenin içine işler. sen de bir davranış sergilemeden önce bedenini ve zihnini akord et ki kendini ifade ederken ruhun dans etsin.
ikinci öğüt - misafir olduğunu hatırla:
ne zaman bir şeyi sahiplensen, bir yere ait olduğunu hissetsen, kendinden uzaklaştın. canın yandı. hakikatte hiçbir şeye sahip olamazsın, hiçbir yere ait değilsin. nasıl ki aldığın nefes sadece yaşamana vesile, ve vermek durumundasın yaşamını sürdürmek için, işte hayat yolu da böyle: sahiplenmeden, ait olmadan yaşamı sürdürme hali. her "benim hayatım" dediğinde büyük plan seni ters köşe etti. senin olan bir şey yok. sen bu hayatta misafirsin.
bir misafir edasıyla yaşamayı dene hayatı. yaşadığın yerde misafir olduğunu hatırla. adımların küçük, sözlerin sessiz olsun. nasıl ki özenirsin misafir olduğun yere, öyle özen bulunduğun ortama da. misafir olduğunu hatırla: bir evde, bir gönülde, bir dostlukta, hatta ailende bile. ve bir gün gideceğini, tutunmanın bir yararı olmadığını.
duygular da misafirdir, düşünceler de, yaşantılar da. bir misafire yaklaşır gibi yaklaş onlara. hoş gelsinler, içeri buyur et, sana getirdiklerini seyret ve zamanında gitmelerine izin ver.
üçüncü öğüt - yoluna sadık kal, yürümeyi hatırla:
yürürken önüne taşlar çıkacak. seni en çok oyalayan o taşlara bakıp nerden geldiklerini incelemek, neden seni bulduklarına dair ah vah etmek, taşın etrafında ağıt yakmak ve kaybolmaktı taşın varlığında. hatırla. oyalanmaya değil, oyun oynamaya geldiğini hatırla.
ne zaman kaybolsan yolun seni çağırdı. oyalansan da, yürümekten yorulsan da yol hep vardı. illa bir şeye tutunacaksan yola tutun ve yürümeyi hatırla. yürüdükçe açılacak yollar.
yürüdükçe yolda birileriyle karşılaşacaksın. çok cazip gelecekler, belki ayağını yerden kesecekler. "buldum" sandığının, seni bu yolu yürümekten alıkoyuyorsa eğer, yolda ayağına takılan herhangi bir taştan farksız olduğunu hatırla. uyanık ol, yürümeyi hatırla.
dördüncü öğüt - kendine gel:
nereye gidersen git kendinden başka gideceğin bir yer yok. durup dinleneceğin, dinleyeceğin bir tek sen.
velev ki ilk üç öğüdü unutup kayboldun, o zaman bu son öğüdü hatırla.
kendine gel ki bir gün yeniden kendinden yola çıkabilesin.