dışardan gelen yüksek volümlü "başaramadııığğm" nidasıyla uyanıyoruz. azer bülbül söylüyor olmalı, bir şarkı bu! saat gecenin üçü. önce camiden yanlışlıkla yayın yapıldı sanıyorum, sonra birinin araba içinde müzik dinlediğini öğreniyorum. arkadaşlarımızın köydeki evindeyiz. sabah uyandığımızda birbirimize efkarlı efkarlı "başaramadığğğm" söyleyip eğleniyoruz.
"bu bizim köyde ilk kez olan bişi" diyor arkadaşlar. ilk kez kalıyoruz üstelik orda. bize bir sürpriz olmalı diyoruz, eğleniyoruz bu enteresan olayla.
***
"yapamadım" diyor biri "kimler kimler yapamamış, zorla, yapabildim diyerek kimseyi kandıracak değilim. ben de yapamadım."
her ne ise yaşadığı, yapamadığını kabul etmiş. bununla da gayet iyi görünüyor.
***
Şubat'tan beri sanırım, meditasyon ve mindfulness çalışmalarına katılıyorum. ilk derslerden hatırladığım, meditasyonun yapılabilecek birşey olmadığı. "zaten dikkatini biraz bedenine versen, yapamadığını görürsün" diyor. pek bişi anlamıyorum bu yapma-yapmama meselesinden. dikkatimi nefesime verip odaklanmaya çalışıyorum her ne oluyorsa içimde.
***
sümeyra ve durmak. ne kadar zor-du birarada ikisi. durmak dediğim, hem fiziksel olarak durmak yani hiçbişey ya da pek bişey yapmamak, hem de bir şeyin içinde durmak, orda kalmak. bu bir niyet olabilir, bir duygu da, bir iş de, bir ortam da...
ve meditasyon. nasıl durayım! durduğum an içimde bir ejderya uyanıyor. bir ejderya ki o durabilemiyorken durabilmek ne mümkün! "bağırmak istiyorum" diyorum meditasyon bitince. bağırırsam belki geçer, çıkar içimden durmadan bağırmakta olan her neyse.
sırtım ağrıyor. ne masaj, ne egzersiz. normalde gül gibi geçinip gidiyorken sırtımla, günlük akışta bişiler yapıyorken hiç de sesi çıkmıyorken, meditasyona oturunca bana pis pis sırıtan bir sırt ağrısı.
"onu gör, ve sadece izle" diyor dış ses.
"görüyorum ki. bildiğimiz sırt ağrısı işte. gördüm işte, bak, bu o. sırtım ağrıyo. sırtım. bacaklarım da uyuşuyor üstelik.
"görüyorum ki. bildiğimiz sırt ağrısı işte. gördüm işte, bak, bu o. sırtım ağrıyo. sırtım. bacaklarım da uyuşuyor üstelik.
bırakamıyorum bedenimi tam. bu oturuşu yapamıyorum ben. şöyle otursam? ellerimi böyle koyunca hissedemiyorum onları bi süre sonra. uyuşuyorlar işte görüyorum. e izliyorum da onları. aaaama duuuraaaamıyoruuumm!"
bknz: sümeyra'nın şu hayatı yaşama şekli.
tepki ve şikayet.
iyi de, sümeyra şikayetten ve şikayet edenlerden ve dahi şikayete teşebbüs edenlerden hiç hoşlanmaz ki. ve evet, tepki vermek çok şey. gereksiz ve neyi beslediği belli olmayan bi hal işte.
kemal'e göre ben "1990'da tepki olarak dünyaya gelmişim". almakla aram pek iyi olduğundan, e Juno'nun da yay burcu yazısında anlattığı gibi hiç bişey alamazsa tepki alan bi insan türü. ve tepki vermek. güzeliiim. iyiye, kötüye, vara-yoğa, sese-sessizliğe tepki vermekten bahsediyorum. daha bugün birini dinliyormuş gibi yaparken başımı sallayıp "hıı-hı"lıyordum. alma-verme dengemi tepkilerle sağlıyor bile olabilirim.
görmek ve izlemek kısmı tamam. gördüğümle ne yapacağımı bilememekse tam bir işkence.
sırtım ağrıyo. görüyorum. ağrı devam ediyo. izliyorum. e sonra? sonrası yok bu kadar. allam çok sıkıcı. sıkıcı. sıkılıyorum. sıkılmak da neyin nesi!
öyle durmazsan böyle durdururlar diyen büyük sistem bi şekilde durdurdu beni, elhamdülillah. biraz hareket etmeden duramasam, karnımın ağrısından duramıyorum bu kez. duruyorum mecbur. sonra zihnim durmuyordu bi dönem. onun da hakkından nefes ve bir sözü defalarca zikretmek geliyor. en azından şimdilik böyle anlaşıyoruz kendisiyle.
dün yine meditasyon için buluştuk. bu arada grup çalışmaları bana her zaman iyi geliyor. tek başıma olandan başka bişey oluyor orada grupla. ne oluyor bilmiyorum.
güzel güzel bağdaş kurdum, başladık nefesi izlemeye. sırtım ilk günkü gibi ağrıyor, hatta belki biraz daha şiddetle. birkaç nefeste bir omurgam eğiliyor bu sebepten. bi nefes alıp omurgamı dikleştiriyorum. ha, diyorum, yapamıyorum demek, eyvallah. bacaklarım uyuşuyor. oturuşu değiştirsem diyorum, içimden gelmiyor. peki, diyorum, demek yapamıyorum. bazen düşüncelere kapılıyorum nefesten kopup. abi ben baya baya yapamıyorum bu işi diyorum. devam ediyorum nefes alıp vermeye, bozulan omurgayı düzeltmeye, bağdaş kurup oturmaya. devam ediyorum olanı seyretmeye.
ilk kez meditasyon yaparken dövmüyorum kendimi. ilk kez sadece görüyor ve seyrediyorum.
ilk kez mis gibi, tertemiz yapamıyorum. o inceden inceden gelen şikayet ve tepki olmayınca ne kutlu bu yapamayış.
***
görmeyi ve duymayı öğrenmişim bi şekilde. okumakta da fena sayılmam. gördüklerimle ve duyduklarımla ne yapacağımı bilememek büyük mesele imiş. gördüm, e hani ödül? duydum, yok mu karşılığı?
sonra tepki ve sonra tepkiye olan tepkiden şikayet.
gördün, duydun. melekelerin çalışıyor, güzel.
dur şimdi. bu kadar.
dur şimdi. bu kadar.
***
tüm bu direncim yapamamaya elbette. "meditasyon yapılacak bi şey değildir" dedikçe dış ses, "yapıcam işte yapıcam ve herkes görecek" diyen bir iç ses.
her gün yapılacak ne çok iş var! "hepsini de yapıcam" "azar azar yapıcam" "az da olsa yapıcam" "bugün olmazsa yarın kesin yapıcam" illa yapıcam yani.
dünyaları mı kurtarcen be sümeyra!
***
yapamıyorum.
kabul.
her gün kim bilir kaç şeyi yapamıyorum. bununla iyiyim şimdi. ben yapamıyorum ve yapamıyorken ben, güneş doğup batıyor, nefes alıp veriyorum, organlarım bilfiil çalışıyor, mütemadiyen bişeyler oluyor ve hayat devam ediyor.
kabul.
her gün kim bilir kaç şeyi yapamıyorum. bununla iyiyim şimdi. ben yapamıyorum ve yapamıyorken ben, güneş doğup batıyor, nefes alıp veriyorum, organlarım bilfiil çalışıyor, mütemadiyen bişeyler oluyor ve hayat devam ediyor.
"başaramadığğğmm" ise sadece gecenin 3ünde bizi uyandıran bir arabesk şarkı olarak kalıyor hatırımızda :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder