Sayfalar

7 Mayıs 2021 Cuma

kız beklerken oğlan doğdu

"Kadının, kendi animusu (bilinçaltı erkek tarafı) ile buluşmaya, onu anlamaya ve onunla bağlantı kurmaya ihtiyacı vardır. Aksi halde hayatın içerisinde adımlar atması, sağlıklı ilişkiler yaratması, potansiyellerini sunması ve sağlıklı bir birey olarak hayatına devam etmesi olanaksızlaşır. Animus’un bilinçdışından bilince aktarılması gerekir. Bu, bireyleşme sürecinin bir parçasıdır."

DidemÇivici, "Animus: Kadının Eril Tini" isimli makalesinden*

*** 

sabah bhagavad gita'nın son dersine uyanıyorum. ders on dakika geç başlayacakmış. o sırada, gece irem'den bir mesaja ilişiyor gözüm: "Ateş ve Işık elementi ağırlıkta. yani Güneş. Dişilik ve Ay'a yönelmek yerine Güneş'e gitmeliyiz." bedenim yarı uyanık halde, sözün tam anlamıyla

ç a r p ı l ı y o r u m.

bhagavad gita'nın ilk dersinde arjuna ile rehberi krşna'yı tanımıştık. burayı şimdi çok anlatasım yok. fakat yazılarımı takip edenler hatırlayacaktır, bireysel inzivam o ilk ders ile başlamıştı. ardından arjuna'nın yıkımına ve öğrenciliğin başlamasına şahit olmuştuk inzivamın bitimine doğru. son ders yine türlü sır ile geliyor. bana böyle dersler hep ağır gelir, hafif uyku hali çöker üzerime. "kendini kendinle yücelt" son dersin adı. türlü kalp çarpıntısıyla yüreğim ağzımda bitiyor ders. uykuya dalıyorum. o kısacık uykumda gördüğüm rüyada elime bir oğlan çocuğu veriliyor. henüz bir bebek. şaşkınım. beklemiyorum. nerden geldi diye soramadan daha, bebeğe bakıyorum. ilgi ve sevgi bekliyor.

bir oğlan bebek.
doğdu.
türlü sancıdan sonra. 
şimdi elimde.
ilgi ve sevgi bekliyor. 
bu oğlan bebek,
büyümek istiyor.

***

irem ile iki yıl önce sessizlikte tanıştık biz. 6 haftalık gebeyim, ve hissediyorum ki kız olacak çünkü inziva boyunca annemle meselelerimi çalışıyorum. inziva sonrası çemberde onun benden duyduğu ilk cümleler şunlar olmuştu: "ne kadar da eril eril davranıyorum, ateş, ateşim çok yüksek. yıkıcı erilim yumuşasın istiyorum, biraz daha dişil yanıma yöneleyim."

o gün bugündür bilinçli bi şekilde eril tarafıma ve ateş elementinin bendeki formuna çalışıyorum. tek tek bakıyorum sözlerime, eylemlerime: eril tarafım kendini nasıl ifade ediyor, ateş nasıl ifade buluyor bedenimde...

geçen kış boyunca, doğukan'ın evde olması sayesinde rüyalar ile tanış oluyorum. yaz, diyor. yazmıyorum ama sürekli üzerine konuşuyoruz. sembollere bakıyoruz. tefekkür ediyoruz. rüyaları karşılaştırıp çalışıyoruz, ödevler çıkarıyoruz. 

rüyaların kahramanı, ulaşmak istediğim fakat benden uzak durmayı seçen (öyle sanıyorum) bi adam. (bu arada, ilginçtir, onu rüyalarımda görmek istediğimi dile getirdikten sonra rüyalarıma giriyor, öncesinde aylarca hiç görmüyorum.) onun, animus, yani bilinçdışı erkek tarafım olduğunu fark etmemiz çok zaman almıyor. rüyalarımda ondan uzak durmayı seçenin ben olduğuma ayıyorum önce. dengeli, güçlü, irade sahibi eril tarafımdan korkuyorum, çekiniyorum, hatta bir rüyamda apaçık güneş alan bi yerden gölgeli bir yere geçiyorum "beni görmesin diye", içten içe görsün isterken oysa...

"eril pratikler yapmalısın gibi duruyor, yoga, meditasyon, bir şeye niyet edip onu düzenli pratik etmelisin" diyor doğukan.

ve öyle de yapıyorum. 

sonra bir gün rüyama bir kadın giriyor. diyor ki "hadi git şimdi ona (animus), aradan çekiliyorum." sarılıyorum ona. animus'a giderken onun olduğu odada bir kadın çemberi görüyorum. animus'a giden yol kadın çemberinden geçiyor. çemberdeki her bir kadına tek tek sarılıyorum. animus'a varıp varmadığımı hatırlamıyorum.

***

gün içinde, içimde kocaman bir sıkıntı, bir yas var sanki. kapanmaya veriyorum önce; isyana dönüşmeye meyli oluyor bu hissin; sonra dışsal bir faktörden ziyade tam içimden gelen bir yas hissi olduğunu hatırlıyorum bunun. filiz'in söyleşisi var online. onlarca kadınla birlikte oturuyoruz. öyle hisli bir çember olmasa da, söylenen her şarkıda, paylaşılan her sözde yaşlar akıyor usul usul. yas tutuyorum...

yas önce bedenime gelir benim. onu kalbimde hissetmek kısa bi zaman, zihinsel olarak adını koymaksa nazaran uzun bir zaman alır. bu kez öyle olmadı. doğum olduysa en nihayetinde; bu yasın da içimde ölen bir şeylere dair olduğunu biliyordum...

***

elime bir oğlan bebek veriliyor. 
gaz çıkarılması gerekir gibi yüzükoyun yatar pozisyonda.
şaşkınım.
bu bebek bir lütuf. 
bu lütfa layık mıyım? diye soracak oluyorum; cevap yok.
bebek varsa
sorumluluk var.
bebek büyümek istiyor.
ilgi ve sevgi bekliyor.

yakan, yıkan, sesini duyurmak için bağıran, ayakları yere gümbür gümbür basan, belasını arayan ve daima bulan o yıkıcı eril yanımın cenazesi vardı dün içimde. yas, onun yasıydı işte.

yüzüme bakıyorum; bir güzellik: gebelik/doğum güzelliği.

ve şükür gözyaşları

vuslat.

şimdi soru: bu oğlan çocuğu nasıl büyüyecek?






* https://didemcivici.com/2018/03/28/animus/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder