İlk yazı, çok heyecan!
Başlıyorum...
İki ay kadar önce içimden bi' "şey" çıkıverdi.
Bele Süm gibi, ama değil de gibi...
Bele Süm kadar yakın aslında, ama bi o kadar da uzakmış gibi...
Hani böyle çok özlemiş de gelmiş gibi, ama bi o kadar da özletmiş gibi...
Şimdi bu şey'i sana nasıl anlatırım'ı bilemiyorum; anlatmalı mıyım? da ayrı bi soru zaten...
Yine de anlatılası olan, o şey'i tanıdıktan sonraki Sümeyra.
Aşina olduğumuz Sümeyra da olur olmaz her şeye heyecanlanan, küçük şeylerden mutlu olan, hayata "pozitif" bakan, hep gülen, paylaşmayı seven bir Sümeyra'ydı, buraya kadar tamam. (bu arada ne kadan da tatlı! ne kadan da cici!)
Şimdi, alalım bu Sümeyra'yı (aldık mı? hahh tamam!), biraz daha genişletelim: bu defa olur olmaz her şeye daha çok heyecanlanan, + kendini heyecanlandıran şeyleri çok da sorgulamadan hemen hayata geçiren, çok daha küçük şeylerden mutlu olan, bu defa hayata "pozitif" gibi taraflı bi' yerden değil de daha dışından -belki daha nötre yakın bi yerden- bakan, yine paylaşan ama bu defa paylaşmanın getirdiği hafifliğin farkındalığıyla paylaşan bi' Sümeyra düşünelim.
Kendine, olanlara, hayata, bütüne biraz daha farklı bi' açıdan bakabilen; kendinin, her ne ise ve nasılsa öyle olmanın, özgünlüğünün farkında olan bi' Sümeyra... İçinden gelen sesi dinleyip kendine sadece onu rehber edinen bi' Sümeyra... Etrafındaki türlü türlü sınırın, kalıbın, keskin çizgilerin içinden geçip kendini ve içinden gelenleri okuyabilen; kendini okudukça etrafındakilerin kendi'liklerine daha başka bi' gözle bakabilen bi' Sümeyra...
Yazmak ne kolay, ve söylemek... E hep böyle de değil zaten. Arada gelgitler oluyor içimdeki Süm'ler arasında. Mühim olan, o şey'le bi şekilde tanışmış; o yanımı bi' kez olsun görmüş olmamdı. O şey bana başka bi Sümeyra'nın mümkün olduğunu gösterdi. Buna da şükür! :)
Tam da bu noktada itiraf etmeliyim ki tüm bunlar durduk yere olmadı. Alışık olmadığımız bir şekilde yazılan, basılan ve okuyucuya armağan edilen bi' kitapla, "Yeni"ye Doğru'yu okumamla depreşti bu bendeki şey'ler. Kitapta beni en çok etkileyen şey, kendimi okuyor gibi hissetmiş olmamdı. Düşünsene, bu kitap bi' roman değil ve kahramanlar gerçek. Orada anlatılanlar hepimizin çoğu yaşadığına, yaptığına, söylediğine, düşündüğüne öyle çok benziyordu ki... Oldukça farklı olan tek bi' şey vardı; o da kitabı yazan Emre'nin hayal ettiği şeyleri hayata geçirmiş olması, geçirmese de o yönde adım atmış olmasıydı. Zaten sonrasında ona şu satırları yazmama sebep oldu:
"Yıllar önce ortaya attığın fikrin tam olarak aynısının seni hiç tanımazken aylar önce benim de aklımdan geçmesi nasıl bi' şeydir... Bu konuda aramızdaki tek fark, senin bu fikre yönelik adım atmış olman, benimse çevremdekilerin heyecanımı söndürmelerine izin vermemdi. Bundan sonra çevremdekilerin beni olumsuz etkilemelerine izin vereceğimi sanmıyorum."
İşte "bağ" tam olarak böyle bir şey. Tüm insanların arasında var olup bizi bu dünyada bir arada tutan, görünmeyen o bağdan bahsediyorum... Her geçen gün daha iyi anlıyorum bağ olmanın önemini. Birinin aklından geçenin başka birinin yapboz'undaki eksik parçanın ta kendisi olması... Nasıl da mükemmel...
Bu bağa bi' katkıda bulunmak için ne yapmak gerekiyor peki?
Cevap: hiç bir şey.
Sadece kendimize yakınlaşmamız, içimizden gelen o sese "şşş şimdi değil, şşş ama sırası mı, şşş ya duyarlarsa ne derler" demeden kulak vermemiz, ve her ne yapıyorsak yapmış olmak için değil, gönülden yapıyor olmamız sanırım...
Sonrası zaten geliyor bi' şekilde... Nasıl geliyor, bilmiyorum... Evrendeki bu muazzam oluşa benim Sümeyra aklım ermiyor, erecek gibi de durmuyor. Tek bildiğim, bunu yapanların yol aldığı ve yol alırken yola çıkmaya hazır olan bağlarına da yoldaşlık ettikleri...
Öyle ya da böyle bi' kitapla, bi' sözle, belki sadece yolda yanımdan geçmesiyle bile hayatıma dokunanlar var ya... İçimden çıkıveren o şey'le şimdiki Sümeyra'yı "var" eden o canlar... Her birine ayrı ayrı minnettarım.
Tam da bu yüzden, kendimiz olmanın güzelliğini vesile olanlarla hep birlikte yaşayalım istiyorum... Böylece belki bu minnettarlığım bağımız olan birilerinin yapboz'undaki bi' parçayı tamamlar...
Bağ nasıl mükemmel bir "şey"...
"şey" işte canım!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder