Sayfalar

29 Mayıs 2016 Pazar

ilk masal "büyük şakacı"

Uzunca bi zamandır yazmak istediğim masalımsıyı Serpile doğum günü armağanı olarak yazmıştım. Nasıl mutlu olduk hep birlikte! :) Tabii sonra kıskanan da çok oldu ama neyse! :D 
O masalı ve beraberinde gelen ilan-ı aşkımı da burada paylaşayım; bulunsun. :) 

            24 Nisan 2016
Bir varmış, bir yokmuş Bu masala iki çokmuş, ortası yokmuş...

Adına Kâinat denilen bu kocaman yerde bir Büyük Şakacı varmış, başka da kimsecikler yokmuş. Büyük Şakacı çok dertliymiş... Kendi kendine de bir şekilde güler eğlenirmiş, fakat yalnızlık çok sıkıcıymış! Bu şakacının en büyük marifeti Ol! deyince olduruvermesiymiş ki onu eşsiz benzersiz yapan da buymuş. Bir gün aklına parlak bir fikir gelmiş. Yalnız bu fikir hafiften de patlak olacak ki, sonradan adına Büyük Patlama demişler.
Oyunun tüm kuralları hazırmış. Büyük bir patlamadan sonra birçok şey var olacak, adına Dünya denilen yerde can'lılar yaşayacak, Dünya'ya doğan büyüyecek, doğumundan yıl geçtikçe yaş alacak, yaşlanınca ölecekmiş.
Şakacı "Ol!" demiş, olduruvermiş. Patlama! Işık... Ve oyun!
Yalnız sanki bir şeyler hâlâ eksik gibiymiş. Burası tahmin ettiğinden fazla mı ciddi olmuş, ne? Bu sırada cümle âlem sabırsızlıkla gelecek olan mesajı beklemekteymiş. Büyük Şakacı tüm kudretiyle, ciddi tavrını da hiç bozmadan; herkes "Ol!" desin diye beklerken, "Oku!" deyivermiş, -orda bir gülme gelmiş ama belli etmemiş- ve cenneti işaret etmiş. Dünyalıların kafası bir hayli karışmış. Zira aralarında bir şey ol'maya pek meraklı olanlar varmış. "Oku mu? O da nesi? Yok canıım Ol! demiştir Ooo biz yanlış anlamışızdır" deyip iyi olmak, daha iyi, en iyi olmak için yarışa girenler olsa da aralarında, bir kaç tanesi Büyük Şaka'ya aymış ve başlamış kendini ve kendinden gelenleri okumayaaa...
İyi, daha iyi, en iyi ol'mak için uğraşan dünyalılar her yıl yeni bir yaş alır, aldıkça sızlanır, sızlandıkça yaşlanırmış.
İyi olmak ne büyük mesele, ne meşakkatli iş olacak ki adamı yaşlandırıyor yahu!
Büyük Şakaya uyanıp kendini okumayı akledenler ise 33e kadar yaş alıp, sonrasında yalnızca cenneti yaşarlarmış. Yalnız onlara da şaka bulaşmış olacak ki bunu pek çaktırmazlarmış! Şaka'yı anlamayanlar onları da dünyalı zannededursun, onlar dünyada cenneti yaşayan ve yaşatanlarmış.
İşte bu meleklerden birinin adı da Serpilmiş. Sümeyranın hayatındaki görevi bu kızcağıza yoldaşlık etmekmiş. Tabii Sümeyra ne anlasın Şakadan? Serpili de anlamamış zira. Az gitmişler, uz gitmişler. Serpil Sümeyraya oku(ya)madığı kitapları hatırlatırmış; bazen de bu kızın dengesizliğini hayretle izlermiş. Sonunda bir gün Sümeyra da Şakaya aymış. :) Tembelliğine yenik düşüp Serpilin işaret ettiği kitapları okumasa da okumayı az çok sökmüş. Üstelik Serpil bu dengesiz Sümeyra’ya dengenin ne olduğunu da öğretmiş: Sümeyra okudukça azalıyor, Serpil onu sevdikçe aşka gelip çoğalıyormuş. 
Gökten üç elma düşmüş; değdiği canlara aşk vermiş. Biri Serpile, biri Sümeyraya, biri de bu masalı okuyanaaa :)

İçimdeki Leylaya selam olsun! :)

Tabii ki hayatımın ilk ilan-ı aşkı değildi bu ve -görünen o ki- son da olmayacak gibi! :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder