Tabii gündemden de bihaber olmamak gerekir bi yandan. Tercih ettiğim yollarla bi şekilde sakin sakin takip ediyordum etrafta olan biteni, beni idare ediyordu. Yalnız bu defa da sağolsun sosyal medya bi dakka boş bırakmıyor heyecan, kaygı, öfke alanımı.
Her yer reklam! Alabildiğine!
Adamın biri geçmiş ekran karşısına bi şeyler söylüyor. Adam haklı veya haksız benim meselem bu değil. Takıldığım nokta söylediklerinin ele avuca gelmeyecek şeyler olması. Gerçi bu da göreceli bi bakış açısı, ama olsun. O noktadan sonra o adamı bi daha dinlemem, dinlersem de söylediklerini önemsemem. Olur biter.
Tam da bu noktada, sosyal medyadaki paylaşımlardan kendimi alamıyorum.
Şimdi bu adamı tutanlar zamanında tutmuşlar ya zaten, onlar sürekli reklamını yaparlar, bi yere kadar anlayabiliyorum.
Peki ya bu adamı tutmayanlar, yukarıda söylediğim gibi saçmaladığını düşünenler? İşin garibi, o adamın tarafında olmayanların da elinden, dilinden, sözünden bi türlü düşmüyor bu adam/lar. Orda burda hiç düşünülmeden laf olsun diye sarf edilmiş cümleler neresinden tutsam elimde kalıyor zaten. Buna rağmen o cümleleri alanlar, evirenler, çevirenler, üzerine edebiyat yapanlar, caps yapıp dalga geçtiğini zannedenler...
Tam da bu yüzden o adamın tarafında olanlarla, tarafında olmayanlar arasında hiçbir fark göremiyorum. Taraf olan gereksiz itaatiyle, taraf olmayansa -yani, başka tarafta olansa- gereksiz öfkesiyle, kiniyle, nefretiyle tam olarak aynı şeye hizmet etmiş oluyor en nihayetinde.
Velhasıl, reklamın iyisi kötüsü yok işte. Birileri onları kötülediğini zannederken, bu adamların namı yürüyor; yok yere, durmadan, büyüyerek...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder