Plan yapmamız lazım, işimiz gereği en erken Haziran'da başlayabiliriz yürüyüşe, e sıcak havalar malum, çok uzun da tutamayız. 1 hafta ayıralım dedik, 8 güzel nokta var uğramak istediğimiz, yol haritamız hazır. Tabii yanımıza yol arkadaşı lazım, hem Elif'in Facebook'taki Kamp'a Gel! grubundan hem de benim kocaman arkadaş çevremden bize katılmak isteyenler var, bi ara 9 kişi olmuşuz, 10-11 olma ihtimalimiz var. Biz havalardayız! :)
Bu arada ben kampta çok deneyimli değilim. Bunun yolu var, ormanı var, yabani hayvanları var; kaldı ki ben köpekten bile korkarım. "kız başına" kavramına da -nedense- fazla takılmış durumdayım, diyorum -çoğu zaman içimden, bazen de dışımdan- yanımızda en azından bi erkek olsun. Sadece daha az korkuyor olucam gerçi, ama olsun.
Nisan ayında kararı aldığımız andan beri, yürüyüşümüzle ilgili bir sürü olumsuz mesaj bize gelmiş, karşılık bulamayıp yön değiştirmişti. Olumlu mesajlara öncelik veriyorduk Elif'le, motive edici videoları izliyorduk. Birileri bu yolu yürüyebilmişse biz de yürüyebilirdik en nihayetinde!
2 koca ay çabucak geçti, yola çıkacağımız gün geldi çattııı. Derken derken biz kaldık mı 4 hatun kişi! Elif, Tülin, Ezgi ve ben. Elif ve ben hem çok hevesliyiz, hem de cesur yürekleriyiz ekibin. Tülin ve Ezgi de çok hevesli olmakla birlikte bizden biraz daha az heyecanlıydılar sanırım. Sonuçta bir ekipte her şey kadar denge de önemliydi, ve onlar hayallerimizle gerçekler arasındaki köprünün vücut bulmuş halleriydi. :) 20 Haziran sabahı erkenden çıkmışız yola Fethiye'den Hisarönü'ne doğru. Biz minibüsteyken bile olumsuz mesajlar gelmeye devam ediyor. "aaayyhhh hava da çok sıcak!" "Bol su alın su sıkıntı." "Uzun çorap giyin, aman ha, her yer böcek sinek!" "Oralar hep akrep!" Bu mesajlardaki iyi niyeti anlıyor, yine de demotive edici kelimeleri görmezden gelemiyorduk artık. Sonunda Elif dayanamayıp bana şunları söylemişti: "Her şey çok güzel olacak, ve olumsuz mesajlara kapılıp şikayet etmediğimiz için çok mutlu olucaz."
Nitekim öyle de oldu. :) Yolun her anı çok kıymetliydi. Yola dair çok şey öğrendik; hayat yolumuzdaki yürüyüşümüze dair çok şey keşfettik o günlerde.
Filin Yolculuğu adlı kitabın ilk sayfasında "Her zaman bizi bekledikleri yere varırız," yazıyordu. Yola çıkarken Elif'e bu sözü okudum, tam olarak ne kastettiğini anlayamadan belki de. Yolla beraber bu söz de anlamına kavuştu; yaşayarak, tam yerinde keşfederek.
Ne mutlu! :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder