Bir öfkeyle ve bir o kadar da hayretle dökülüvermişti içimdekiler. Şimdi öyle büyük hayretler içinde değilim açıkçası. Ayrıca öfke de yok eskisi gibi. Hayır, alıştığımdan ya da bu akıma kapıldığımdan değil. Gidişattan hiç de memnun olmayan biri olarak, "aynı"lardan sadece şikayet ederek bir yere varamayacağımı artık daha net gördüğüm için. Bu konuda ya da hayatımın başka alanlarında özgünlüğümü tattıkça daha iyi anlıyorum işe önce ve ancak kendimden başlarsam yol kat edebileceğimi, çevremdeki büyük dönüşüme katkıda bulunabileceğimi...
Yani daha az şikayet, daha az laf; ve çok hareket!
Yine de, burada da bi kez daha paylaşasım var zamanında içimden fazlaca geçenleri...
Arkadaşlarımdan söz, nişan, düğün haberleri alınca öyle mutlu oluyorum ki... hele de yıllardır birbirlerini bekliyorlarsa, seviyorlarsa da iş-güç-para gibi dünya meşgalesinden bi türlü(!) kavuş(a)mıyorlarsa. Ne kutsal bi şey öyle değil mi?
Kutsal da arkadaş, bi o kadar da normal, farkında mıyız? İnsanlar doğar, yer, içer, sosyal ihtiyaçlarını karşılar, evlenir(?), çoğalır ve ölürler (tabi sıralama her zaman böyle olmayabilir :). İçinden bi tek evlenmeyi seçip onu süsleyip püslemeye ne gerek var? Tabii ki özeneceksin, mutluluğunu paylaşacaksın, düğününe herkes gelecek kurtlarını dökecek, ona sözüm yok. Peki bu abartı son zamanlarda yalnızca benim mi dikkatimi çekiyor? Hadi amaa, yalnız olmadığımı biliyorum! :)
Arkadaş altı üstü bi imza atacaksın, sonra da aile olacaksın. Peki "bi kere evleniyorum içimde kalmasın" neyin kafası? Bekar hayatında oturduğun koltuğa evlendikten sonra oturunca kambur mu oluyorsun? İlla yepyeni mi olmak zorunda her şey? Yine en modern yemek takımından yemeyince geçmiyor mu boğazından "cicim aylarında"? O kadar masrafa ne gerek var? Zaten "adetler" almış yürümüş. Önce isteme olacak arkadaş! sonra söz, sonraaa nişan, sonra da kına, nikah olmazsa olmaz, veee düğün.
Altı üstü evlencen diye 6 merasim neden? bide bunların öncesinde alışveriş kısmı var tabii. Kıyafet, bohça, kuaför vs. Yine ilgilenmediğim için sadece bu kadarını biliyorum, ki bu kadarı bile sadece kelime sayısı bakımından düşününce bile çok bana. Ve aslında eminim çok daha fazlası!
Sonra bi de aile faktörü var. Kız tarafı, oğlan tarafı.
O karşı taraftan (neden karşı oluyorsa?) istenen şeyler... "aaa bu olmazsa içimde kalır"lar... Sonra bide "yalnız biz evlenmiyoruz ki aileler de evleniyor sonuçta" tarzındaki basmakalıp cümleler... Ailelerin evlenmesi nedir ya? Zamanında evlenip ağızlarının payını (şu zamana kadar gördüğüm çoğu için söylüyorum) almışlar zaten!
Hiç rahatsız olmuyor musunuz gerçekten bu cümleleri kurarken? Hiç aklınızdan geçmiyor mu "bi dk ya istediğim gerçekten bu muydu? Ben bu gidişatı değiştirebilirim." gibi devrim niteliğinde bi düşünce? Sonra ben bu şekilde ifade ettiğimde, "ama sümeyracım bak bi kez gir içine, öyle olmuyor, ben istemez miyim öyle olsun?"lar. Evet bundan 3 yıl kadar önce girecek gibi oldum, baktım olmuyor, çıktım. :) o kadar da netti yani. Çoğu arkadaşım artık "ya bi imzayı atsal da olsa bitse" diye düşünüyor biliyorum. Derdiniz bi imzayken bu çile nedennn?
Siz de sıkılmadınız mı bunlardan? Bi kere müstakbel evli çiftimiz kendilerinin bu zamana kadarki ailelerinden ayrı bi aile olacaklarının farkında mı mesela? Bu önemli bi soru bence. Aaa yapmayın ama! Tabii ki ailenizi silin atın, hiç dinlemeyin demiyorum. İletişim denen bi şey var ya, o da bi ihtiyaç hani. Ailelerinizle ve müstakbel eşlerinizle ama önce kendinizle samimiyetle iletişim kurmayı deneseniz belki de bunlara hiç gerek kalmaz. Bakın tüm bunları bile düşünürken nerede kaldı o büyük aşkınız, sevdanız?
Buysa, siz evlenedurun -yani bunca telaştan fırsat olursa- ben memnuniyetle yokum :)
Bu arada, "Sümeyracım seni de görücez"leri çok duydum. Hiç bi zaman istediklerini göremediler. :)
Bu da bonus: https://m.youtube.com/watch?v=fmJxZGzYysU
Not: "Peki buna karşılık, ne yaptın Sümeyra? Ne adım attın?" diye soracak olursanız, o da başka bir yazıda... Belki, bi ara... :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder